Telefon ve e-posta Desteği
Sıkça Sorulan Sorular
Yazarlar İçin Teknik Bilgiler
İletişim Bilgileri
Ana Sayfaya Dönüş
 

Kongre Takvimi
Buradaki bilgiler JournalAgent™ online dergicilik sisteminden alınmaktadır.

Kadyn Doğum Dergisi

: 10 (1)
Cilt: 10  Sayı: 1 - 2011
Özetleri Gizle | << Geri
1.
β-Talasemi Major’e Sekonder Gonadal Disfonksiyon ve Hipogonadotropik Hipogonadizm: 2 Olgu Sunumu
Gonadal Dysfunction and Hypogonodotrophic Hypogonadism Secondary to Beta-Thalassemia Major: Report of two cases
İlker Günyeli, Evrim Erdemoglu, Güçhan Alanoğlu, Muhittin Tamer Mungan
Sayfa 0
Talessemia Major’lü (TM) kadınlarda fertilitenin bozulması önemli bir sorundur. Jinekoloji bölümlerine primer veya sekonder amenore ile gelebilen TM olgularına statik hipofizer hormon panel değerlendirmesi ve hipogonadotropik durumun değerlendirilmesi ile tanı konabilmektedir. Demir aşırı yüklenmesinin indüklediği hipofiz bezindeki oksidatif hasar, TM hastalarında doku disfonksiyonunun esas nedenidir. Talasemi açısından riskli bölgelerde yaşayan insanlarda veya talasemi taşıyıcılarında, evlenmeden önce, hemoglobin elektroforezi ya da intrauterin dönemde prenatal tanı yapılmalıdır. Şayet TM’lü bebek doğmuşsa zamanında ve düzenli kan transfüzyonları ve şelasyon tedavisi sağlanmalıdır. Bu yolla TM hastalığının sekelleri önlenebilir. Eğer beklenen dönemde menarş olmaz ise erken dönemde pubertal gelişimin sağlanabilmesi amacıyla hormon replasman tedavisi (HRT) planlanmalıdır. Bu vaka sunumunun amacı, TM’e sekonder primer ve sekonder amenore ile karakterize 2 olguyu tartışmak ve literatürü derlemektir.
Impairment of the fertility potential in women with Thalassemia Major (TM) is an important issue. TM cases, which may admit to gynecology departments with primary or secondary amenorrhea, may be diagnosed with static hypophyseal hormone panel evaluation and the hypogonadotropic state evaluation. The oxidative damage in hypophyseal gland, induced by iron overload, is the primary cause of the tissue dysfunction in TM patients. Among the people living in areas of high risk for thalassemia or in the thalassemia traits, hemoglobin electrophoresis before getting married or prenatal diagnosis in carrier state should be done. If the infant is born with TM, she should be provided regular blood transfusion and chelation therapy on time. By this way, sequels of TM disease can be prevented. If the expected menarche doesn’t occur, hormone replacement therapy (HRT) should be planned to ensure the pubertal development. The aim of this case report is to discuss two cases with TM, characterized by primary and secondary amenorrhea depending on this disease, and reviewed the literature.

2.
Radyoterapi sonrası, RİA Retansiyonuna bağlı pyometra; olgu sunumu
Pyometra due to retained IUD after radiatheraphy, case report
Cüneyt Eftal Taner, Demet Aydoğan Kırmızı, Aslı İriş, Ömer Başoğul
Sayfa 0
AMAÇ:

Radyoterapi sonrası RİA retansiyonu olan bir hastada görülen pyometra

olgusunun sunularak tartışılması amaçlandı.

OLGU SUNUMU:

37 yaşındaki olguya 14 yıl önce sezeryan sonrasında RİA takılmıştı. 7 yıl önce

rektum biyopsisinde saptanan yüksek dereceli displazi nedeniyle 28 gün içinde

5040 Cgy radyoterapi ve 6 kür 5-FU uygulanmıştı.Radyoterapi sonrası menopozal

bulgular gösteren olguya 2009 yılında servikal polip eksizyonu

yapılmıştı.Özellikle son bir haftada çok şiddetli kasık ağrısı tanımlayan olgunun

ultrasonografisinde korpus içinde 54x100 mm ve fıçı şeklinde genişlemiş serviks

içinde de 54x78 mm yoğun içerikli sıvı koleksiyonu saptandı. Fundusta RİA

izlendi. Probe küretaj amaçlı servikal dilatasyon yapıldığında 500 cc üzerinde pü

boşaltıldı. Histerektomi sonrası patoloji sonucunda endometrit saptandı.

Sonuç olarak; pelvik radyoterapi geçirmiş olgularda pelvik ağrı ve özellikle intra

uterin sıvı koleksiyonu görüldüğünde pyometra ayırıcı tanıda göz önünde

bulundurulmalıdır.
SUMMARY:

AIM:

We aimed to present and discuss a pyometra case, encountered in a patient who

had retained IUD after radiotherapy.

CASE REPORT:

An 37 year old woman underwent cesarian section fourteen years ago and at that

time she was inserted IUD.Seven years ago she had 5040 Cgy radiotherapy in 28

days and 6 cures of 5-FU since pathologic examination of rectum biopsy had

showed high grade dysplasia.Following radiotherapy she had perimenopausal

signs and symptoms. Cervical polyp excision was performed in 2009. Especially

during the last week she had severe pelvic pain. The ultrasonographic

examination showed high density fluid collection both in uterine cavity (54x100

cc) and in cervix uteri (54x 78 cc) which was deformed as a barrel.An IUD was

seen in fundus uteri.During the try for dilating the cervix, more than 500 cc

purulent material was drained from the cavity suggesting pyometra. Then she

underwent laparotomy.Pathologic examination of hysterectomy material showed

endometritis.

As a conclusion in cases after radiation therapy when pelvic pain and especially

fluid filling uterine cavity detected during ultrasonographic examination,

pyometra should be considered in differential diagnoses.

3.
Gebelikte Kalp Ritim Bozuklukları
Heart Rhytm Disorders During Pregnancy
Ender Örnek
Sayfa 0
Gebelikte hemodinamik ve otonomik değişiklikler, hormonların elektrofizyolojik etkileri, hipokalemi ve altta yatan kalp hastalıkları nedeniyle çeşitli aritmilerin sıklığı artar. Genellikle supraventriküler ve ventriküler erken atımlar için ilaç tedavisi gerekmez ama kafein, sigara, alkol gibi potansiyel uyarıcı faktörler giderilmelidir. Paroksismal supraventriküler taşikardi için öncelikle vagal manevralar denenmeli, başarısız olduğunda adenozin kullanılmalıdır. Atriyal fibrilasyonlu gebe kadında tedavinin amacı elektriksel kardiyoversiyon ile sinüs ritmini sağlamak veya beta adrenerjik bloker ve/veya digoksin ile ventrikül hızını kontrol etmektir. Gebelikte ventriküler aritmiler nadirdir, genellikle altta yatan kalp hastalığı yokluğunda görülür ve tedavisinde elektriksel kardiyoversiyon ve amidarone dışındaki antiaritmikler kullanılabilir. Konjenital uzun QT sendromu olan kadınlarda gebelik ve postpartum dönemde beta adrenerjik bloker tedavisi devam edilmelidir. Semptomatik bradikardi nadiren gebeliği komplike eder ve tedavisi gebe olmayanlardan farklı değildir.
The incidence of various arrhytmias during pregnancy increases due to hemodynamic and autonomic alterations, electrophysiological effects of hormones and underlying heart diseases. Usually drug therapy for supraventricular and ventricular ectopic beats is not indicated but potential precipitating factors like caffein, smoking and alcohol should be eliminated. For paroxysmal supraventricular tachycardia vagal maneuvers should be tried first, if it is failed adenosin should be used. The treatment of atrial fibrillation is either to maintain sinus rhytm with electrical cardioversion or to control ventricular rate with beta-blockers and/or digoxin. Ventricular arrhytmias are rare, usually are seen without underlying heart disease and can be treated with electrical cardioversion or with antiarrhytmic drugs other than amiodarone. Beta adrenergic blocker therapy should be given to the patients with congenital long QT syndrome during pregnancy and postpartum period. Symptomatic bradycardia rarely complicates pregnancy and its management is not different than non-pregnant patients.

4.
Sezaryen Sırasında Myomektomi Yapılan Olguların Retrospektif Olarak Değerlendirilmesi
The Retrospective Evaluation of The Cases Which Applied Myomectomy During Cesarean Deliveries
Onder Kaplan, Mehmet Guney, Ilker Gunyeli, Muhittin Tamer Mungan
Sayfa 0
AMAÇ: Çalışmadaki amacımız, sezaryen sırasında myomektomi yapılan hastaları retrospektif olarak, intra ve postoperatif riskler açısından kontrol grubuyla karşılaştırmaktır.
YÖNTEMLER: Bu amaçla, 87 olgunun verileri retrospektif olarak incelendi. Bunlardan 29’u myomektomi yapılanlardı.
BULGULAR: Ameliyat süresi uzunluğu dışında parametreler arasında anlamlı fark saptanmadı.
SONUÇ: Sonuç olarak seçilmiş olgularda, erişilebilir pedinküllü ve subserozal myomların çıkarılması sezaryan doğum sırasında kabul edilebilir ve güvenilirdir.
OBJECTIVE: Our aim in this study is to compare the patients to whom MPDCD was applied during pregnancy in terms of intraoperative and postoperative risks retrospectively with the control group.
METHODS: To this end, the findings of 87 cases were evaluated in our study retrospectively.
RESULTS: No significant difference was detected among parameters except for the length of operation time.
CONCLUSION: As a result, in selected patients, the extirpation of subserosal and accesible myomas with peduncle is acceptable and reliable during caserian delivery.

5.
Marital Adjustment Levels of Pregnant Women with Hyperemesis Gravidarum
Emel Taşçı Duran, Aynur Saruhan
Sayfa 2287
OBJECTIVE: The aim of this study was to measure the marital adjustment levels of pregnant women who did and did not have the diagnosis of hyperemesis gravidarum (HG) and to examine factors that cause HG.
METHODS: This research was conducted as a descriptive study. The study was conducted between the dates of 1.12.2003 to 15.3.2004 on the gynecology services and in the obstetric clinics of three hospitals. A questionnaire that contained descriptive questions prepared by the researcher and the Marital Adjustment Test (MAT) were used in the data collection. Data were collected using the face to face interview technique.
RESULTS: Low marital adjustment and work status increases the risk for HG in individuals.
CONCLUSION: Based on this result there is an increased risk for hyperemesis gravidarum in individuals with low marital adjustment.

6.
Stress Üriner Inkontinasda Transobturator Bant tedavisi: İlk deneyimlerimiz
Transobturatuar Tape for Stress Urinary Incontinence: Our Inıtial experiences
Murat Dinçer, Kazım İnan İlter, Isil Uzun Çilingir, Ayşe Karahasanoğlu, Oğuz Yücel
Sayfalar 2300 - 0
AMAÇ: Stress üriner inkontinans olgularımızda transobturator bant (TOT) operasyonunun kısa dönem sonuçlarını,güvenililiğini ve komplikasyonlarını değerlendirmek
YÖNTEMLER: Çalışmamıza SUI veya MUI tanısı alan ve çalışma kriterlerimize uyan 37 hasta alındı.Hastaların yaş ortalamaları 48.3±8.9 idi.Tüm hastalara jinekolojik muayene,ultrasonografi,stres test,Q tipi test,ped testi,nörolojik değerlendirme,idrar tetkiki ve idrar kültürü yapıldı ve üç günlük mesane sorgulama formu uygulandı.MUI tanısı alan olgulara,inkontinans cerrahisi öyküsü varlığında,kronik hastalık ve nörolojik komponent (DM,lomber disk hernisi vs.) varlığı durumunda ürodinamik değerlendirme yapıldı.Operasyondan 12.6 ±2.8 ay sonra hatsalar kontrole çağrılarak tüm tetkikler tekrarlandı ve operasyon öncesi bulgularla karşılaştırıldı.
BULGULAR: Operasyon sonrası ortalama 12 ay sonra yapılan değerlendirmede objektif kür oranı %88 olarak saptandı. Hiçbir hastada mesh erozyonu saptanmazken 5 hastada (%13,5) de novo urgency saptandı. Major intraoperatif komplikasyon olarak hastaların 3’ünde (%8,2) mesane yaralanması gözlendi.
SONUÇ: Çalışmamız, TOT operasyonu ile yüksek objektif iyileşme oranını,
semptomların ve yaşam kalitesinin iyileştiğini göstermiştir. TOT operasyonunda dıştan-içe
yötemi etkin ve öğrenme eğrisi olan bir ameliyat tekniğidir.

OBJECTIVE: To evaluate the short term results, reliability and complications of Trans Obturator Tape (TOT) operations in patients withstress urinary incontinence (SUI).
METHODS: 37 patients who fit our criteria with SUI or mixed urinary incontinence, were included to our study. The mean age of the patients were 48±8.9.Gynecological and neurological examinations, ultrasonographic evaluations, Q-Tip tests,stress test, pad tests,3 day micturition diaries, complete urine analysis, and urine culture tests were performed. Ürodynamic testing were performed to patients with past surgery,chronic diseases and neurological problems
The patients were evaluated again following an average of 9 months (5-14 months)
after the operation and compared with preoperative findings

RESULTS: : After an average of 9 months after the operation, 88% of the patients were cured. Although we experienced no mesh erosion, 5(13.5%) patients developed de novo urgency.Bladder injury occured in 3 (8.2%) patients as major intraoperative complication
CONCLUSION: In our study we concluded that life quality and symptoms improved with TOT operation which has high objective cure rate.
TOT is an effective operation which has a learning curve


7.
Frontal Ensefaloselin Eşlik Ettiği Amniotik Bant Sendromu: Olgu Sunumu
Amniotic Band Syndrome Associated With Frontal Encephalocele: Case Report
Rüya Deveer, Mehmet Deveer, Yaprak Engin-üstün, Nazlı Topfedaisi, Nuri Danışman, Elif Yapar-eyi, Leyla Mollamahmutoğlu
Sayfalar 2343 - 0
Amaç: Bir vaka nedeni ile amniotik bant sendromunu tartışmak.
Olgu Sunumu: 23 yaşında gravida 1, parite 0 olan hasta son adet tarihine göre 16 hafta iken merkezimize başvurdu. Medikal ve obstetrik öyküsünde özellik yoktu. Yapılan ultrason incelemesinde, frontal ensefalosel, yarık damak dudak, amniotik bantlar izlendi. Hastaya medikal terminasyon uygulandı.
Objective: To discuss amniotic band syndrome in a patient with frontal encephalocele.
Case report: 23 year-old, primiparous patient referred to our hospital when she was 16 week pregnant according to her last menstrual period. Frontal encepfalocele, cleft lip and palate, amniotic bands were diagnosed. Medical termination was performed.



 

 
 

Online Kongre Hizmetleri
Kongre Web Sitesi
Bildiri Özeti Toplama ve Değerlendirme
Online Kayıt ve Konaklama
Elektronik Poster (e-poster)
Video Podcast, WebCast
Bilimsel Program Düzenleyici
Bildiri Özeti ve Tam Metin CD'leri
 

Online Kurumsal Hizmetler
Dernekler İçin Web Siteleri
Hakemli Dergiler İçin Online Makale Toplama
   ve Değerlendirme

Uluslararası Dizin Danışmanlığı
PubMed®, LinkOut® Hizmetleri
Online Çalışma Grupları
 

Referans
Çalıştığımız Online Hakemli Dergiler
Destek Verdiğimiz Kongreler
Yazarlar İçin Teknik Bilgiler

İletişim
Bize Ulaşın
LookUs

 
 
1999 - 2019 © LookUs Scientific

Bu sitede sözü edilen uygulamalara ait teknoloji, uygulama metodu, ekran görünüşleri; ticari marka, ticari görünüm, kanun dışı rekabet ve başka kanunlarca; yerel ve uluslararası copyright düzenlemeleri ile korunmuştur. Site üzerindeki herhangi bir metin ve imaj LookUs Bilişim Hizmetleri Ltd.'nin açık ve net izni olmadan kopyalanamaz veya dağıtılamaz.
Metinler ve şekiller içinde geçen gerçek şirket ve ürün adları, ilgili firmaların ticari markaları olabilir.